Kredi kuruluşları otel sektörüne desteğini kesecek mi?

Küresel finansal kriz sonrası on yıllık güçlü bir büyüme yaşamış bir sektör için bu yüzleşilmesi kaçınılmaz gözüken bir gerçek. Kredi kuruluşları için ise asıl soru şu: Bu durum daha büyük bir sorunun kısa vadedeki göstergesi midir? Ve bu ihtimale rağmen yine de konaklama sektörüne kredi verilmeli mi?

Times Meydanı’ndaki Hilton ve Londra Shoreditch te bulunan Ace Hotel’in kalıcı olarak kapatılması, kredi kuruluşlarını oteller ile yapılacak anlaşmaları imzalama konusunda daha temkinli davranmak zorunda bıraktı. Ancak konaklama sektörünün sağlam bir geçmişi var.

2008 yılındaki küresel finansal kriz ve 11 Eylül terör saldırılarının ardından, pazar tahminlerinin aksine otel sektörü kendini hızla toparladı.

Geçtiğimiz yaz seyahat koridorları açıldığında, bu dayanıklılığın ve bastırılmış talebin ilk etkilerini görmüştük. İnsanlardaki seyahat arzusunun azalmamış olmasının yanı sıra seyahat devi TUİ yakın zamanda, aşının yaygınlaşacağını düşünen 50 yaş üstündekilerin tatil rezervasyonlarında artış olduğunu duyurdu.

Hiç şüphesiz, tekrar güvenli hale geldiğinde insanlar yeniden seyahat etmeye başlayacak ve otel doluluk oranları artacaktır. Mevcut ve yakın döneme dair durumun sürekli değişen kısıtlama yönergeleriyle karmaşık hale geldiği aşikar. Bununla beraber, pazar iyileştiğinde söz konusu varlıklar teslim edileceğinden, otel projeleri finansmanı çekiciliğini sürdürmeye devam ederek, kredi kuruluşlarından hatırı sayılır düzeyde ilgi gördü.

Konaklama sektörü, küresel finansal kriz ve 11 Eylül sonrasında hızla toparlandı.

Kısacası, bu sektöre olan güvenimizi kaybetmemeliyiz. Son günlerde 279 odalı Locke apart otel projesini finanse etmek üzere Canary Wharf Group and Edyn ile 74 milyon pound değerinde kredi için yapılan anlaşma da bunu doğrulamaktadır.

Bir oteli değerli kılan temel nitelikler konusunda tereddütümüz yok: güçlü bir marka, iyi bir konum ve bölge sakinleri ile ziyaretçilerin ihtiyaçlarını bir arada karşılayabilecek bir önerme sunabilmek.

Özellikle Covid sonrası dönemde yaşam, çalışma ve eğlence tarzımızda muhtemel kalıcı değişiklikler olması söz konusudur. Bir otelin ne kadar başarılı olabileceğini ölçecek bu kriterler doğrultusunda işlevselliğini anlamak bir sponsor açısından önem arz ediyor

Apart otel sektörü özellikle ilgi çekiyor. Son 1 yılda esnekliğini kanıtlamanın yanı sıra konuklarına gerektiğinde sosyal mesafeyi koruma imkanı sunan sektör, Covid-19 sebebiyle esnek çalışma olanağından yararlanmak için de oldukça elverişli.

Ülke çapında yapılan bir ankette taşınmayı düşünen kişilerin yaklaşık %30’u daha çok dış mekan metrekareli yerleri tercih ettiklerini, %25’i ise şehir hayatının koşuşturmasından kaçmak istediklerini belirtti. Daha fazla insanın ofise daha uzun fakat daha seyrek seyahat etmeyi tercih etmesi durumunda, Canary Wharf gibi ticari faaliyet bölgelerine yakın apart otel ve otellere talebin artması beklenebilir.

Birçok otel ayakta kalamayacaktır. Normal piyasa koşullarında ayakta kalmaları mümkün görünmeyen birçok otel, hükümet planları ve kredi kuruluşlarının ılımlı yaklaşımı sayesinde ayakta durmaktadır. Ancak güçlü iş planları olan büyük sponsorlar, kredi kuruluşları için heyecan verici alternatifler oluşturmaya devam edecektir.

Matteo Milan, Cain International’da gayrimenkul finans müdürüdür.

Makalenin orjinalini okumak için buraya tıklayınız.

Çeviri: Zeynep Çivi, Tüge Sabancı, Baytu Realty

 

 

 

Compare listings

Karşılaştırmak

Call us

WhatsApp